Buradasınız
Ana Sayfa > Kadın > Psikoloji > ‘Canlı Manyetizması’ Nedir?

‘Canlı Manyetizması’ Nedir?

‘Canlı Manyetizması’ gibi marjinal bir terim kullanmak çevrenizdeki dinleyici kitlesini bir hayli etkileyebilirsiniz. Belki de şuana kadar bu terimi kullanmışınızdır bile.

‘Canlı Manyetizması’ Nedir? Bu terimi icat eden kişiye göre ‘canlı manyetizması’ hepimizin içerisinde manyetik bir sıvı olarak bulunuyor. Bu bizi güçlendirdiği gibi kozmik gruplaşmaya zarar verecek tehlikeli pıhtılarda oluşturabiliyor. Kısacası, zarar da verebiliyor.

Canlı manyetizması nın önemini, kültürel etkisini ve etkisinin ne ölçüde büyük olduğunu anlamak için Paris’de ortaya çıkan bu ‘sözde bilim’ çılgınlığına, hızlıca, zamansal ve mekânsal olarak değinerek başlayalım.

'Canlı Manyetizması'

Işığın, Aşkın ve Canlı Manyetizması nın Şehri: Paris

1770li yıllarda, Fransız Devrimi öncesi, Fransa’nın büyük bir çoğunluğu giderek kötüleşen gıda kıtlığının yanı sıra finansal bir krizle de karşı karşıyaydı. Bu yüzden Marie Antoinette, Vesailles’de (bakımı için 10 bin kişinin çalıştığı saraydaki Marie’nin en sevdiği yer) bulunan Petit Trianon’da misafirleri eğlendirmek ve güzel ağırlamak adına her zamankinden daha fazla zaman harcıyordu. Bu kriz zamanında Fransız modası da dâhil olmak üzerede, mimari, mobilyalar ve yazılanlar deyim yerindeyse bir fırtınayla değerini yitirip gidiyordu.

Yaşanan bu finansal krizde, Fransa başkentinde bulunan kafeleri, özel salonları ve kulüpleri süsleyen perdelerin fiyatları da ciddi bir şekilde düşüş halindeydi. Fakat Eleştirmen Stephan Jay Gould o zamanlarda bile Paris’in yeni fikirler gündeme geldiği zaman Avrupa’nın en açık ve enerji dolu başkenti olduğunu vurguluyor. Paris en sefil zamanlarında bile kültürel birleşmeyi en üst seviyede tutmuş ve dünyanın en zengin ve etkileyici edebiyatını barındıran bir şehirdi. Örneğin falcılar arasından çıkan Voltaire, astrologlar tarafından çevrelenmiş Benjamin Franklin ya da spritüalistlerin (tinselci) arasında kalmış Antonie Lavoisier.

Viyana’yı terk edip, karakteristik çekiciliği, biriktirdiği bir miktar parası ve kafasındaki yenilikçi düşüncelerle birlikte 1778 yılında Paris’e giden Alman Doktor Franz Anton Mesmer’i biraz yakından tanımakta fayda var.

Bu kişi kimdir ve neden demir tozu içmemizi istiyor?

Mesmes Paris’e gelmeden önce bu büyük teorisini neredeyse tamamen geliştirmişti ve Gould’un söylediği gibi ‘bu fikri saçma bulanların aksine Mesmer evrene yayılan bu ince akışkanın bütün vücutları birleştirdiğini iddia etti’.

Bu ince akışkan üzerinde tam anlamıyla çalışılamamış olsa da insan vücudunda büyük etkilere sahip olduğu düşünülüyor. Mesmer manyetik akıştaki olası tıkanmaların insan da fiziksel ve psikolojik olarak birçok soruna ve hastalığa yol açabileceğini savundu. Sonradan Mesmer’in birçok öğrencisi oluşan bu hastalıkların tek nedeni olarak manyetik akıştaki tıkanmaları öne sürdü.

Manyetik dengesizlikleri ve tıkanmaları iyileştirmek için Mesmer ve öğrencileri hastaları birebir seanslarla değişik yollarla tedavi ettiler. Bu seanslarda Mesmer, manyetik kutupları insan vücuduna yerleştirdi. Gould bunu Mesmer’in yalnızca kendisinin sahip olduğu ve normalden daha güçlü manyetikleri sayesinde bunu yapabildiğini söylüyor. Daha sonra çoğunluğu kadın olan hastaların gözlerinin içine bakarken, fazla enerjiyi boşaltmak ve dengeyi sağlamak için manyetik kutupları içeren hastanın vücuduna dokunur, tutar ve iletilmesi gereken mesajları iletirdi. Bazı durumlarda ise hastalarına vücutlarından mıknatıs geçirmesini ya da demir tozu içeren manyetik su içmesini söylerdi.

Mesmer, aynı zamanda, çok makul bir fiyata toplu bir şekilde insanın manyetik dengelerini düzeltecek tedaviler içeren bir grup kurdu. Bir salon ortamında, 20 kadar kişiye bazı durumlarda metal talaşları da bünyesinde bulunduran manyetik su alıp vücutlarında gezdirmelerini söyledi. Topluluktaki kişi sayısı yirmiyi aştığında ise manyetik su ile temas kurmuş kişileri birbirine bir iple bağlayıp herkesin sağ başparmağı ve işaret parmağı ile yanındaki kişinin sol başparmağını tutarak ‘mesmerik zincir’ oluşturmasını istedi. Böylece oluşan bu grup içerisinde manyetik akışı sağladı.

Mermes bu uygulamayı sadece toplumun zengin kesimlerine yapmamış, aynı zamanda birkaç tane ağacı da manyetik etkiye sokarak hastalıklı fakir halkın da ağaçlara dokunarak yarar sağlayabileceği bir durum yaratmıştır.

‘Canlı Manyetizması’ Peki… işe yaradı mı?

Tam olarak belgelendirilememiş (yarı belgelenmiş vakalar) olsa da birçok hasta Mesmer’in bu tedavi uygulamalarından sonra gözle görülür bir iyileşme gösterdi. Fakat bilimle uğraşan başka kişiler bu iyileşmelerin Mesmer’in tedavisinde uygulanan manyetizmadan değil, aksine tamamen psikolojik kaynaklı olduğunu savunuyor. Buna pek de şaşırmamak gerekiyor. Çünkü Manyetik tedaviyle birlikte etkiyi kuvvetlendirmek adına arka planda Benjamin Franklin’in tasarladığı cam mızıkanın ruhani tınılarında müzikler çalarak Dr. Mesmer bunu bizzat kendisi de desteklemiş oldu.

Mesmer’in kendi adını verdiği ‘hipnotizma ile tedavi’ anlamına gelen ‘Mesmerizm’gerçekten de güçlü etkilere sahip. Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu hastalar tedavileri esnasında ve hemen sonrasında vücutlarındaki ‘canlı manyetizması’nın değişiminden dolayı öfkeli ve saldırgan bir hale gelebiliyorlar. Mesmer bunun için, daha rahat çalışabilmek adına, içerisinde yumuşak mobilyalar bulunan ve hastaların bir grup yardımcı ekip tarafından içeri sokulduğu bir ‘kriz odası’ da tasarladı. Fakat hipnoz tedavisiyle beraber oluşan ve sonradan serbest bırakılan bu sinirsel bozukluklar Mesmer’i birçok eleştiri okunun hedefi yapmıştı.

Sonuç olarak, Kral XVI Louis tarafından atanan ve aralarında Benjamin Franklin’in de bulunduğu iki komisyon, Mesmer’in canlı manyetizması bilimini çok net bir şekilde reddetti. Böylece bu çalışma çok kısa bir süre içerisinde Fransa’da, deyim yerindeyse, kaybolup gitti. Fakat bu işe kendini adamış Mesmer’in öğrencileri, canlı manyetizmasının yararlarını anlatarak müşteri çekmeye 1850’li yıllara kadar Avrupa’nın başka yerlerinde devam ettiler.

Son bir manyetik boşaltım

Gould, bir insanı kendi zamanından alıp günümüz modern standartlar çerçevesinde yargılamanın, özellikle de Mesmer’in yaşadığı dönemi göz önünde bulundurduğumuzda, yani bilimin ve sözde bilimin arasındaki çizgilerin net bir şekilde çizilmediğini hesaba katarsak, pek de adil ve yararlı olmadığını söylüyor. Alman doktor hakkında günümüz itibariyle yazılı çok kayıt olmadığından dolayı ün peşinde koşan bir şarlatan mı yoksa kendini tamamen bilime ve hastalarına adamış bir insan mı olduğunu açıkçası maalesef bilemiyoruz.

Hipnoz ile tedavi, yani Mesmerizm, bilim adamlarına çeşitli alanlarda öncü olacak ya da direk olarak çalışma konusu sunacak faydalara da sahiptir. Örneğin, birçok filozofa, tarihçiye, psikologa araştırmaları için konu olmasının yanı sıra bugün ‘hipnoz’ olarak adlandırılan istatistiksel olarak daha gelişmiş bir alana öncülük etti.

Nesiller boyunca hipnoz ya da ‘Mesmerizm’ için karşıt fikirli olanlara rağmen, arkadaşlarınızla parmaklarınızı tutmakta, ağaçlara dokunmakta ya da dizinizde manyetik bir alan oluşturmanızda bir zarar yok. Tabii demir tozu içeren içeceklerden uzak durmanız kaydıyla!

MentalFloss

Bir Cevap Yazın

Top